alımlı

Siteminin Yeni Teması

2806/2009

Eşim Serap’ın ısrarları sonucu sitenin dizaynıyla uğraşmaya başladım. Beraber bulduğumuz Notepad Chaos wordpress teması çok hoşumuza gitti. Siteye yükledik. Görünüm çok hoş fakat temadaki tüm başlıklar açıklamalar İngilizce. Sonuçta bu bir Türkçe blog ve temanın Türkçeleştirilmesi gerekiyor. Biraz uğraştım. Fakat temadaki yazılar resimlere gömüldüğünden dolayı çok zahmet harcayacaktım, saat de geç olmuştu, uykuma yenildim.

Sağolsun, Erhan Yakut arkadaşımız temayı Türkçeleştirmiş. Anladığım kadarıyla  kendisi bu işle bayağı bir uğraşıyor. Tamamı Türkçe temalardan oluşan galerisine buradan ulaşabilirsiniz. Kendisine teşekkür ederiz.

I. Evlilik Yıldönümü

2706/2009

22 Haziran ‘09 günü evliliğimin 1. yılı doluyor. Haliyle, bu özel günü kutlamak için mekan arayışına giriştim. Bu sene 22/06 pazartesi gününe denk geldiği için, eşimle cumartesi günü kutlamanın uygun olacağını düşündük. Mekan kriterleri arasında seçkin, fazla gürültü patırtı olmayan ama canlı müzik  yapılan, ufak da olsa bir dans pisti olan, yemekleri güzel bir yer geliyordu.

Gel gelelim, koca İstanbul’da bu kriterlere uyan, günün anlam ve önemine yakışan bir yer bulmakta zorlandık. Genelde dans edilen yerler orta seviyede bir mönüye sahip oluyor. Üst kalitede bir mönüsü olan, gerçek bir şefin elinden çıkan restoranlarda ise dans olayına pek girilmiyor. Sanırım orta üst ya da üst sınıf bu dans işinden pek hoşlanmıyor.

Araştırıp soruşturma sonucu, bütçe kriterleri de göz önüne alınarak, Otantik Haydarpaşa‘dan yer ayırttırdım. Mekan, internetteki resimlerden güzel ve hoş gözüküyor. Haftanın bazı geceleri milonga ve salsa geceleri düzenleniyor. Restoran, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kampüsünde yer alıyor. Hayalimde, deniz manzarası da olan bir yer vardı. Açık havada güzel bir yemek yiyip bir kaç romantik parçada da dans edebileceğimizi düşünmüştüm.

İşi garantiye almak için Cuma akşamı Otantik Haydarpaşa’yı ziyarete gittim. Mekan’ın güleryüzlü ve ilgili bir işletmecisi var. Gündüzleri cafe, akşamları restoran olarak hizmet veriyor. Müzik olarak güncel canlı pop müzik yapılıyor. Mekan, temiz ve bir cafe için hoş bir dekorasyona sahip. Öte yandan, mekanın manzarası sadece Haydarpaşa Hukuk Fakültesi binasının yan cephesinden oluşuyor. Herhangi bir deniz manzarası bulunmuyor. Pop müzik de günün anlamına uymadığını düşünmeye başladım. Ayrıca evlilik teklifini süpriz olsa da organize bir şekilde yapamamış olmam ve bunun İLK evlilik yıldönümü olması da çekincelerimi artırdı.

Bu arada planı ifşa etmek gibi büyük bir hatada bulundum. Serap, beğenmediğini belirten tavırlar takınmaya başladı. Bu da benim asabımı bozdu. İnsan evlenince mutluluğu karısının mutluluğuna endeksleniyor. Haliyle o mutsuz olunca siz de oluyorsunuz.

Bu olan bitene rağmen kararımı değiştirmedim. İşlerimi organize edip çeşitli süprizlerle aşkımı memnun edebileceğimi düşünüyordum. Cuma akşamı kafamda çeşitli planlar yaptım. Planlarım arasında özel bir pasta almayı ve bunun romantik bir şarkıyla sunulması, masa düzenine güller eklenmesini düşündüm.

Cumartesi sabahı ilk iş, yemek sonrası için bir pasta ayarlamak olacaktı. Kalp şeklinde özel bir pasta olmasını istiyordum. Altıntepe, Bostancı civarında Kuğu, Mado ve Komşu Fırın pastanelerini dolaştım. İstediğim türde bir pasta bulamadım. Özel yapım bir pastanın en az bir gün önceden sipariş edilmesi gerektiğini anladım. Haliyle daha ilk adımda batınca içine düştüğüm sıkıntıdan bana afakanlar bastı.

Aniden planı değiştirip krizden çıkış planına aramaya koyuldum. Kızkardeşim, Hale, Divan Kalamış’ı tavsiye etti. İnternetten biraz inceledim. Mönü fiyatlarına ulaşamasam da maliyetinin kafamda yaklaşık 150-200 ytl olacağını düşündüm. “Madem bu kadar para harcayacağım, bütçe kısıtlarımı da bir kenara bırakayım gidebileceğimiz en güzel yere gidelim.” düşüncesiyle “Lacivert”in internet sitesine girdim. Lacivet’in sitesinde mönüsü ve fiyatları bulunuyor. Kafamdaki hesaba göre 200-250 ytl arasına eksiksiz bir yemek yiyebilirdik.

Hemen “Lacivert Restoran“ı arayıp yerimi ayırttım. Ayrıca yemek sonrası için bir pasta ısmarladım. Ne yazık ki rezervasyon geç saate kaldığı için denize yakın bir yer bulamadım ama sonuçta bahçede açık havada güzel bir yerimiz olacaktı. Böylece kafam da rahata kavuştu.

Eşime planın değiştiğini süpriz ve seçkin bir restorana gideceğimizi söyledim. Cumartesi sabahından itibaren sürücü kursunda olduğu için planları ondan habersiz yapabilmiştim. Bundan sonra hanımların malum koşuşturması başladı. Kaş, saçlar, kıyafetler vs. derken saat 19:30 oluvermişti. Beklediğim saatlere de değmişti netekim. Sevgilim bir prenses oluvermişti. Saçları, kaşları, makyajı, elbisesi, her şeyi eksiksizdi, birtanemin güzelliğini tamamlıyordu. Ben de ona yakışabilmek için damatlık takımlarımı (terziye satenlerini çıkarttıktan sonra) giydim.

Rezervasyonu 20:30′a yaptırdığım için tam vaktinde restoranda bitiverdik.

Mekan’a girişte valeler sizi hemen karşılıyor. Merdivenlerden aşağı inerek deniz kıyısına restoran bölümüne geçiyorsunuz. Mekana girişten itibaren ağırlığı farkedildiği için mutluluk belirtisi olumlu sinyaller alıyorsunuz. Haliyle bu da hoşunuza gidiyor.

Masamıza yerleştik. Manzaramız bir masayla bölünse de boğaza hakimdik. Güneş boğazın tepeleri arkasına saklanmış, gecenin karanlığı yavaş yavaş bastırmaktaydı. İlk iş, internette methini duyduğum “Alaturka Balık Çorbası”nı ısmarladık. Bir süre sonra Balık çorbalarımız geldi. Boğazın büyüsüne kapılıp seyre dalmıştık. Bu sebepten geçen sürenin de pek farkında değildik. Gecenin keyfini çıkarmaya çalışıyorduk. Çorba lezzetine doyulmaz güzellikte idi. İçinde çeşit çeşit balıklar, midye ve midye kabuğu da vardı. Domates de kullanılmıştı. İkimiz de keyifle çorbamızı yudumladık.

Peşisıra Uskumru Dolma ve Tereyağlı Karides ısmarladık. Balığın yanında güzel gideceğinden “beyaz şarap” içmeye karar verdik. Lacivert’in Fransa, Şili vb. ülkelere ait zengin bir şarap mönüsü var. Tabii bu şaraplardan tatmak size küçük bir servete malolabiliyor. Dolayısıyla garsonumuzun tavsiyesiyle kaliteli yerli bir şarapta karar kıldık. Ana yemek olarak da, gene internetteki yorumlara dayanarak, Çipura Izgara da karar kıldık.

Hava artık kararmıştı. Bir yandan Lacivert’in aynı adlı teknesi karşı yakadan yeni konuklarını taşırken, ABD, Fransa bayraklı koca yatlar yanaşıyordu. Yan masamızda ise çenesi düşük bir adamla, bayan partneri oturmaktaydı. Konuşmalara zorunlu olarak kulak misafiri olmuştuk. Sonradan anladığımız kadarıyla nişanlılarmış. Ortada dönen sohbet iki sevgilinin herhangi bir akşamda herhangi bir kafede yapacağı düzeydi. Şunu yaptım, şöyle oldu, şuna posta koydum, vs. Peşisıra, kadının ilişkiden eziyet çektiği belirtmesiyle geveze adamın kapanmayan çenesinden çıkan sesler de yükseldi. O an, bizim masada çok özel bir gece yan masada ise herhangi bir akşam yemeği yaşandığını farkettik. Anladık ki, para illa saadet getirmiyor. Biz de, her gece Lacivert’te yemeğe muktedir olsaydık yan masadakilerin durumunda olabilirdik. Halbuki bu gece bizim gecemizdi, bize özel ve güzeldi.

Çipura ızgaralarımız da geldi. Balık tadına doyulmaz güzellikteydik. Yanında da közlenmiş bütün bir sarımsak vardı. Sarımsakların acısı gitmiş ve çok helva kıvamındaydı. İkimiz de çok beğendik. Şunu belirtmeliyim ki o gece yediklerim hayatımın en lezzetli yemeğiydi.

Yemeğimizi yerken çok yakın bir mesafeden dakikalarca süren bir havai fişek gösterisi gerçekleşti. Sanırım, şu ana kadar en yakından izlediğim havai fişek gösterisiydi. Yanmış barut kokusu burunlarımıza kadar ulaşmıştı.

Gecenin son bölümünde ise süpriz pastamız gelmişti. Beraber mumlarını üfleyip söndürdük ve kestik. Garsonlar biz teklif etmeden fotoğraf çekmek için atıldı. Geceden anı olarak da elimize bu fotoğraf kaldı.

Lacivert - I. Evlilik Yıldönümü

Sağlıklı Yaşam Listesi

705/2009

“The Bucket List” filminden etkilenerek eşim Serap’la bir sağlıklı yaşam listesi çıkarmaya karar verdik. Sağlıklı ve doyumlu bir yaşam için, inşallah, aşağıdaki listeye çizikler atmaya başlayacağız. İşte listemiz;

  1. Ayda bir kere hamama gitmek,
  2. Yoga öğrenmek,
  3. Düzenli yürüyüş yapmak, her fırstta yürümek,
  4. Yüzmek,
  5. Tenis oynamak,
  6. Organik gıdalarla beslenmek,
  7. Daha az yemek - özellikle kırmızı et-, sofradan doymadan kalkmak,
  8. Klasik müzik dinlemek,
  9. Boşvermeyi öğrenmek,
  10. Hergün duş alıp soğuk suyla şoklanmak,
  11. Yılda iki kez 450′şer gr. kan vermek.

Şimdilik listemiz böyle her aktivitenin ayrıntıları ve yaptığımız detayları da buradan paylaşacağım. Sizin bir fikriniz var mı?

Değişiklikler
09/05/2009 11.madde eklendi.
25/06/2009 7.madde çizildi.

Şişli Feriköy Ekolojik Pazarı

903/2009

Endüstriyel gıda tüketiminin insan bedeni üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğu söyleniyor. Bu savı ben de destekliyorum. Uzun yıllardır boğuştuğum ülseratif kolit rahatsızlığımın sebeplerinden birinin de “yanlış beslenme” olduğundan şüpheleniyorum. Rahatsızlığım üzerine daha çok yazı yazmayı planlıyorum. Şimdi gelelim geçen cumartesi eşimle yaptığım ufak gezintiye.

Şişli Feriköy Semt Pazarı’nda her cumartesi “Ekolojik Halk Pazarı” kuruluyor. Öyle pazar dediysek Salı Pazarı gibi değil. Pazar 40 civarı tezgahtan oluşuyor. Pazarda sadece organik ürünler satılıyor. Bir çok tezgah üzerinde üreticilerin organik gıda üretim sertifikası var. Biz öğle sonrası pazara vardığımız için ortalık sakindi ve tezgahların bir kısmı boşalmıştı. Bir evin sebze, meyve, yumurta, yoğurt, peynir gibi temel gıda ihtiyaçlarını pazardan karşılayabilirsiniz.

Pazara yayan ulaştığımız için çok alışveriş yapmak istemedik. Yoğurt, kaşar peyniri, cherry domates, yumurta aldık. Açlığımızı da pazardaki gözlemecide giderdik. Elbette gözlemeler de organik malzemelerden yapılıyordu. Öncelikle belirtelim gözlemenin tadı oldukça güzeldi, hoşumuza gitti.

Eve döndüğümüzde ilk iş yoğurdu tatmak oldu. Yoğurt ambalajlı yoğurtlar gibi katı değildi. Aynı ev yoğurtları gibi suluydu. Tadına ise muhteşem denilebilir. Damağınızda tatlı bir his bırakıyor. Endüstriyel yoğurtların kısa süreyle, 4 saat kadar, mayalandığı için sütteki laktozun tam olarak şekere çevrilemediği söyleniyor. Bu sebepten, endüstriyel yoğurtlardan bu tadı alamıyormuşuz.

Yukarıda bahsettiğim hastalığım gereği sıkı uymam gereken bir perhiz var. Bu sebeple domatesin tadına bakamadım. Onun tadına da eşim baktı ve bayıldı. Ertesi sabah rafadan pişirdiğimiz yumurtanın sarısının rengi ve tadı da oldukça güzeldi. Sonuç olarak biz aldığımız ürünlerden oldukça memnun kaldık ve tekrar gideceğiz.

Siz de gitmeye karar verirseniz Osmanbey Metro istasyonunda Şişli Merkez Polis Karakolu’nu, oradan da Silahşörler Caddesini takip ediniz. Ta ki Lala Şahin Sokak’a ulaşana kadar. Lala Şahin sokakta 100m. ileride solda semt pazarı sizi bekliyor olacak. Semt pazarının üstünde sizi yağmurdan koruyacak bir dam var. Bu dam aynı zamanda otopark olarak kullanıyor. Aracınızla da kolaylıkla gidebilirsiniz. Daha da kolayı işte size harita. Afiyet olsun.


Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Evlendikten Sonra

2202/2009

22 Haziran 2008′de ben de dünya evine girdim. Bekarlığın sona ermesi insanın yaşam biçiminde köklü değişikliklere yol açıyor. Sonuç olarak, kendinize ayırabildiğiniz zaman oldukça kısıtlanıyor bunun sonucu olarak da blog da boşlanıyor. Çok şükür buna tek örnek ben değilim. Evlenen diğer arkaşlarım Hüseyin www.gomleksizoglu.com ve Tankut www.esiyo.net için de benzer durum söz konusu. Hoş, Hüseyin yazılarına başlasa da eskisi kadar çok yazamıyor.

Evlilik sonrası değişen yaşamımdan ileride daha çok bahsetmek isterim. Evlenme sürecinde, doğal olarak, ciddi bir alım dönemi yaşanıyor. O ana kadar hayatımda almadığım perde, koltuk takımı, avize gibi eşyaları edinmem gerekti. Satın alma alışkanlığı beni öyle bir sardı ki bir süre sonra sadece alışveriş ve ilan sitelerini gezer hale geldim. Şöyle kendimi bir silkeleyip artık yeni işlerle uğraşmak istedim. Şimdiki planlarımdan biri yazın yapacağımız tatil için ön araştırma ve plan yapmak.

Bu sene ilk defa arabamla bir Ege tatili yapmak istiyorum. Daha önce gittiğim ve gitmediğim bir çok yeri ziyaret etmek istiyorum. Bunun için de eşimle çeşitli lokasyonlar belirliyoruz. Şimdiki düşüncemiz Ayvalık, Çeşme, Selçuk, Marmaris, Fethiye gibi bir plan. Tabii bu kadar çok yeri gezmek için en az 10 gün gerekiyor. Sanırım biz de iki haftalık blok izin alarak 10 günlük bir gezi planı yapacağız. Tabii kalınacak yerleri vs. de planlamak gerekiyor. Görüş ve önerileriniz bekliyorum.

altivi.com maceram ve malum son

907/2007

Sevdiğim saydığım internet ve linux kurdu arkadaşım Gömleksizoglu‘nun beni haberdar etmesiyle tanıştık, altivi.com’la. İlk gördüğüm de umarsadım. Sonuçta risk içeren, nitekim kumarın ta kendisi olan bir şans oyunu altivi.com. Bu şans oyunu ingilizce’de “unique bid auction” olarak ifade ediliyor. Wikipedia’da http://en.wikipedia.org/wiki/Unique_bid_auction maddesini okuyabilirsiniz. Türkçe’ye benzersiz teklif ihalesi olarak geçmiş. Bu ne demek diyeceksiniz şimdi? Kısaca her ürünün belirlenen bir tavan fiyatı var, bu fiyatı en yakın, yani en yüksek teklifi vereceksiniz. Ama yetmez, bu teklif öyle bir teklif olacak ki başka bir kimse vermemiş olsun. Yani benzersiz olsun.

Tabii işler bunla da bitmiyor. Elbette her şeyin bir bedeli var. Altivi.com’da bedel teklif başına ödenen bir para oluyor. Bu her ihale için farklı bir ücret oluyor. Dolayısıyla canınızın istediği kadar teklif veremiyorsunuz. İhalenin doğası gereği çok teklif verenin şansı çok oluyor. Ama bu şans bazen güler bazen küser.

Netekim, bendeniz, yılbaşı piyango biletine burun kıvıran şahsiyet, yavaş yavaş bu sitenin çekimine kapıldı. İlk ihale katılma deneyimimi 4072 nolu D-Smart uydu alıcısıyla yaşadım. Şansıma 2 tane teklif verdim danesi 3 liradan. Sonuç getti 6 liram. Heyecan, ümit, stress. Yaşananlar buydu, öte yandan şiddeti bu biraz hafif kalmıştı. Ama olsun bir daha denemeyecektim.. Akla mantığa sığmıyordu. 12.000 ytl’sini buraya yatıranlar vardı. Sonuç kazanmışlar altivi sitesinde çarşaf çarşaf gösteriliyorlardı. Ya diğerleri, bu adam 12.000 ytl yatırırken diğer armut mu topluyordu. Elbette hayır.

Bu akşam saat 21:15. Gene altivi.com’a girildi. Bilinçsizce ihalelere bakıldı. Nokia N80 Internet edition sadece 255 ytl ya da daha ucuza. 850 ytl’lik telefon. Hem de sadece tek teklif vardı. Tam dişime mi göreydi yoksa bu?

Evet bu noktadan sonra kontrol elden gitti. Hemen 6 adet teklif çakıldı tepeden 255 - 250 ytl arası. Toplam 30 ytl trink altivi.com’a. Dakikalar geçtikçe heyecan artıyordu. Ama o da ne, hemen dakkası dolmadan teklif cevap geldi. Benim tekliflerimle 7 olan teklif sayısı bir anda 13 oldu. Hemen cin (fikir) devreye girer. 6 benim teklife cevap verdi adam 7 teklifle.. Demek ki biriyle kapışıyorum.

Kapış bakalım haldun, kapış. Emin ol koca internet şu sitede ikiniz varsınız. Çaktık 5 teklif daha. Son 2 dakika.

Ve teklif sayısı bir anda yüzü geçti. İpler koptu. Acaba ne yapsam? Yoksa kaybediyor muyum?!!!

Ding-dong. 218 teklif ve ve ve..

Hala boş bir umutla ihale sonuçlarını bekliyorum. Evet kaybettim.. 55 ytl gitti çöpe. Kazanan 77 teklif vermiş. Tekliflerin üçte biri. Şans bırakmamış. Ve bu ürün için 192 ytl teklifiyle, 77*5=385 ytl teklif verme bedeliyle toplamdan 583 ytl’ye bu telefona sahip oldu.

Yüzler düştü.. altivi.com gene zengin oldu. 218*5 + 192 = 1282 ytl’ye 850 liralık malı sattı. Bravo altivi.com!..Yazık haldun. Yarım depo benzin paran gitti… :(

Not : altivi.com’un milli piyango idaresinden izni var mıdır acaba? Kısa zamanda bir klonunu yapmalıyım. Netekim para kumar oynamakla değil kumar oynatmakla kazanılıyor.

Not 2 : altivi.com’un klonunu yapmakta ciddi değilim. Yazımın tek amacı var ben yandım siz yanmayın.

Not 3 : Not 2′deki amaca rağmen bu yazıyı okuyanlar, bunlara aldırmayıp bana çıkar kör olası umuduyla altivi.com’a üye olup teklif vereceksiniz. Ne de olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz di mi..

Not 4 : altivi.com’un bir çalışanı, ortağı değilim. Yakınları ve tanıdığı da değilim. Hiç tanışmadık. Ama belki karşılaşmışızdır Beşiktaş’ta filan..

Not 5 : Bu yazı için altivi.com’dan para almadan ama bu yazının çok hit alacağını biliyorum.

Not 6 : En kısa zamanda google adsense’i tekrar siteme koymalıyım. Böylece ben de en azından kumarın reklamını yaparak yolumu bulurum.

Not 7 : Bu yazıyı okuduktan sonra altivi.com’a beddua etmek için buraya tıkla.

Ambulans neden tersten yazılır

112/2006

Biliyorum belki bir çoğunuz bunu çoktan biliyordur veya bunu bir çırpıda çözebilecek kadar zekidir. Fakat ben değilmişim..
Trafikte yaya olduğum küçüklüğümden beri ambulansın neden ters yazıldığını kafama takılmıştı. Daha doğrusu çocuk aklımla bunu ters yazan bir ambulans fark ettiğimde ulan salak harfleri ters yapıştırmış demiş fakat bir bit yemiği de beynime takılmıştı. Gel zaman git zaman ben ambulansın neden ters yazıldığını bilemeden lise, üniversite hayatımı ve gençliğimi heba ettim. Fakat sonunda, evet sonunda çözdüm.

Ambulans.jpg

Geçen ay kızkardeşim, zat-ı muhterem, Hale hanımı hastaneye doktor kontrolüne götürmüştüm. E malumumuz bir senedir benim de dört tekerim, bir çekerim (motor), bir de dümenim var (İşte sana toplama araba :) ). Ben arabada kızkardeşimi beklerken, es kaza dikiz aynasından sen bakıver. Bir de ne görüver. Bütün dünyam bir anda aydınlandı, büyük bir huzura kavuştum. Artık hayat benim için daha anlamlıydı.

Evet onu görmüştüm, ambulans yazıyordu ama dikiz aynasından baktığım halde rahatça okunuyordu. Neden sarıoğlan (halamlar bana böyle hitap eder) ? Evet söyle neden sarıoğlan?… Sarıoğlan artık aydınlanmış ve yıllardır beynini kemiren bir haşereden kurtulmuştu..

AMBULANS şöförler tarafından dikiz aynalarında düzgünce okunabilsin diye ters yazılır. Duyduk duymadık demeyim. Ben çektim siz çekmeyin.

Acer ve NTI DVD Fit

1507/2006

Daha önce bu sayfadan Acer 5672 aldığımı duyurmuştum. Bu dizüstü ile beraber ücretsiz gelen NTI cd yazıcı programının süper hoşuma giden bir özelliği var, DVD FIT. Çift katmanlı orjinal DVD’lerin içinden istemediğiniz altyazı ve ses dosyalarını çıkarıp bir güzel görüntüyü de sıkıştırarak piyasada rahatlıkla bulunan 4.7 GB’lık DVD’lere yazmanızı sağlıyor. Şu anda Karşı Pencere’yi bir DVD’ye yazımı bitmek üzere. Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim.

Aferin Acer, aferin NTI.

Mobil Mobilyalarım

1803/2006

Perşembe akşamı odamın düzeninden sıkılarak mobilyaların yerlerini değiştirmeye karar verdim. Tepe mobilyadan askere gitmeden hemen önce aldığım, dünyanın parasını yatırıp taksitlerini askerdeyken ödediğim, en acı yanı da 1 sene boyunca sadece 15- 20 gece kullanabildiğim (ilk üç ay 0 gece :( ) yatak odası takımının en önemli özelliği bir çok parçasının tekerlekli olması. Karyola, 2 adet kitaplık, 1 adet bilgisayar masası, gardolap ve komodinden - TDK’dan baktım böyle yazılıyormuş. - oluşur. Karyola, komodin ve masa tekerlekli yapılmış. Böylece 15 dakikada odanıza yeniden şekil verebiliyorsunuz. İşte benim gibi bir mazoşist de, cumartesi, pazarlı 08:30 - 19:30 temposundaki çalışmaya, uykusuzluk ve yorgunluğa göğüs gererek mobilyalarımı mobilize ettim. Yeni düzen bir süre idare eder.

Sonunda Aldım

1803/2006

Sonunda gözümü karartıp vatan bilgisayardan bir laptop aldım. Aslında uzun süredir alışveriş listemde bekleyip daha büyük ve öncelikli harcamalardan bir türlü fırsat bulamadığım dizüstüme gözümü karartıp kavuştum. Uzun zamandır gözüme kestirdiğim birkaç dizüstü vardı üzerine yoğunlaştım. Parayı kıy iyi bir şey al diye düşünüyordum. İlk başta AMD Turion 64′leri gözüme kestirmiştim fakat bütün markalar AMD’li bilgisayarlar için ucuz bilgisayarlar üretip üretim kalitesini düşük tuttukları kanısına vardım. Az paraya bol performans mantığı isteyen kullanıcı pazarını hedeflemektedirler. Her neyse Cuma akşam Vatan Bilgisayar Bostancı şubesine gittim. İnternet beğendiğim iki seçenek vardı.

Dell Inspiron 6000 Centrino 2.0

Dell İspiyon 6000.. :) (Aslen Dell Inspiron)
Centrino 2 GHz, 1 GB RAM, 100 GB HDD, 1680×1050 ama parlak ekran değil.
EN444EA.jpg

HP Pavyon (Aslen HP Pavillion)
Centrino 2 GHz, 1 GB RAM, 100 GB HDD, 1280×800 parlak ekran.. Billboard reklamlarında bahsettiği gibi ses kalitesi yüksek hoparlörleri olan tam bir eğlence bilgisayarı, pavyon ya.. :).

İkisi de 1699$+KDV. İkisinde de bluetooh ve wireless var.

Karşılaştırmak gerekirse Dell çok kaba bir kasaya sahip. Çok kalın bir kasa, 3.1 kg ama 4 kgluymuş gibi gözüküyor. Çözünürlük muhtemeşem ama parlak ekran olmaması çok kötü. Kasada çok plastik bir his var sanki zamanla boyası çıkacakmış gibi gözüküyor. Ve en önemlisi Dell’e uyuzum, uyduruk pcler yapıp milleti kazıklayarak zengin olmuş bir herif gibi geliyor.. Sevmiyorum dell’i var mı diyeceğin.
HP Pavilion’u daha önce Biruni’de görmüştüm. Çok güzel bir kasa. Sağlam ve estetik duruyor. Ayrıca ekranı da çok güzel.

Ben bu iki seçenek arasında gidip gelirken. Acer Aspire 5672WMLi ile tanıştık.

5672WLMI.jpg

Acer Aspirin (Aslen Acer Aspire )

En çarpıcı özelliği Intel’in yeni çift çekirdekli Centrino işlemcisine sahip olması, en kötü yanı ısınması ve pilinin sadece 2.5 saat gitmesi. Şimdi aspirin şık bir bilgisayar pavyon kadar olmasa da. Kasa kalitesi Dell ile HP arasında bir yerlerde. Kısaca özellikleri

Centrino Duo 1.66 GHz, 1 GB RAM, 80 GB 5400 rpm HDD, 1280×800 parlak ekran. ATI X1400 128 MB kendinden istenirse bellekten de yiyip 512 MB’a çıkan ekran kartı. Bir de karizmatik kızaksız DVD yazıcısı. Diğerlerinden ekstra özellikleri Gigabit lan destekliyor, Wireless’da ne olduğu bilmediğim b/g dışındaki a standartını da destekliyor. Bu arada acer’ın araştırdığım kadarıyla signal-up (sinyal yükseltici) teknolojisiyle en iyi wireless çeken olduğunu duydum. Ama henüz wireless’ı denemedim. Hoparlör olayı zayıf. Bir de kapağı kapalı uzun süre çalıştırırsanız touchpad’i ısınıyor. Normal çalışmada hafif bir ısı var. Rahatsız etmiyor. Fan devamlı çalışıyor ama çok sessiz rahatsız etmiyor. DVD’yi takarken veya çıkarırken tak tuk diye sesler geliyor sonra kesiliyor. Henüz performans testlerine tabi tutmadım. Bir de bu arada ekran çok güzel. Renkler çok canlı ve 16 ms tepki süresi ki herhalde iyi bir süredir. 1.3 MP Kamerası da var. Klayve tuşları rahat ve kullanışlı. Yalnız bir € bir de $ tuşu koymuşlar ok tuşlarının ters T sinin oluşturduğu boşluklara henüz alışamadım. Enteresan bir özellik isterseniz lcd’nin arka ışığını tamamıyle kapatabiliyorsunuz. Dendiğine göre bu lcd’nin ömrünü uzatıyormuş.

Vatan bilgisayar makineyi windows yükledikten sonra verdi. Nazar değmesin henüz bir sorun yok. Ben bilgisayarı açtığımda bir uygulamaya çalışarak recovery-dvd’si yakmamı söyledi. 4 GB’lık bir DVD oluşturdu. Makinayla beraber gelen Backup programları var. Fena gözükmüyor. Ama detaylı bakamadım.

Gelelim işin en önemli kısmına bu alet 1799$+KDV. Bonusla 12×236 TRY ( TRY? o da ne mi? YTL’nin uluslararası kodu) oldu. Şimdi ben bu parayı nasıl ödeyeceğim.. :( Gene borçlu günler beni bekliyor. Artık araba bir kaç ay daha kapıda yatacak. Benzin alıp koyacak para kalmadı bana. İnşallah şirkete bol bol iş çıkar (ericsson’dan) biz turcell maltepe’ye gideriz (orası yakındır, arabayla gidebiliyom) ve de sesam da bizi görür inşallah.

Sağlıcakla kalın.

« Eski Yazılar